top of page
Soyut Arkaplan

Palermo Gezi Rehberi: Sicilya’da 3 Günlük Kaçamak

Palermo Gezi Rehberi: İkimizin de içinde ne zamandır İtalya özlemi vardı. Kışın bile deniz tatili tercih ettiğimiz için yazı ne kadar sevdiğimiz de malumunuz. İstanbul'un bitip tükenmeyen yağmurlarından kaçıp 3 günlük 23 Nisan tatilini fırsat bilerek Akdeniz'in güneşine sığınalım dedik. İtalya'nın daha önce gitmediğimiz bir bölgesine gitmek istediğimiz için rotamızı da Sicilya adasındaki Palermo şehrine çevirdik.

Akdeniz’in tam ortasında yer alan Sicilya adası denizi, güneşi ve mafyası ile ünlü olsa da katman katman inşa edilmiş tarihi ve kültürel zenginliğiyle çok şey vadeden bir ada. Bunun yanına bir de çeşit çeşit sokak lezzetleri eklediğinizde geziniz tam bir festivale dönüşüyor. Bizim için Palermo seyahati bol yürümeli ve her şeyi tattığımız bir deneyim oldu.

Palermo Katedral 2

Palermo’ya Ulaşım & Falcone–Borsellino Havalimanı

İstanbul'dan sadece Türk Hava Yolları'nın uçtuğu yaklaşık iki buçuk saatlik bir yolculuk ile Falcone–Borsellino Havaalanı'na vardık. Bu havalimanı ismini Sicilya halkı için çok anlamlı olan iki kişiden alır. Yukarıda bahsettiğim gibi Sicilya mafyası dünya çapında oldukça bilinen bir yapıydı. Falcone ve Borsellino mafya ile amansız bir mücadeleye girip daha sonra mafya tarafından öldürülen iki İtalyan savcısı. Savcıların ölümünden sonra ülkede mafyaya karşı halk nefreti başlamış ve bu da mafya liderlerinin yakalanmasına öncülük etmiş. Bu iki savcı o kadar değerli ki şehrin en yoğun caddelerden birinde grafitilerini de görebiliyorsunuz.


Palermo Gezi Rehberi: Sicilya’nın İlk Lezzeti: Granita & Brioche

Sicilya’ya geliş amacımız hem özlediğimiz Akdeniz güneşine ve o tuzlu denize kavuşmak hem de birbirinden lezzetli İtalyan tatlarını yeniden denemekti. Palermo şehri bu ikisini de size sunuyor. Şehir özellikle sokak lezzetleriyle ünlü. Biz de uçaktan inişimizle check-in saatimiz arasındaki zamanı şehir merkezinde sokak lezzeti deneyerek değerlendirmek istedik. Saatin biraz erken olması, havanın sıcaklığı ve bizim de yol yorgunluğumuzu birleştirince tattığımız ilk lezzet granita ve brioche oldu.


Granita, Sicilya’ya özgü doğal bir sorbe türü. Sorbeye göre daha buzlu bir yapısı var ve özellikle yazın sabah kahvaltıda brioche ile birlikte tüketiliyor. Biz de geleneğe uyarak sabah gelince bu ikiliyi denedik. Her çeşit granita bulabilirsiniz ama limon, kahve, badem ve fıstıklı olanları en popülerleri. Brioche aslında Fransız mutfağına ait bol tereyağlı pofuduk bir ekmek. Sicilya versiyonu ise biraz daha az tereyağlı üstünde topuzu olan ve içeriğinde limon veya portakal kabuğuyla ağzınıza Akdeniz’i atmışsınız hissi veren bir yiyecek. Geleneksel Sicilya kültüründe Granita + Brioche yemek de ayrı bir ritüele sahip. Öncelikle brioche topuz kısmı elle koparılıp granitaya batırılarak yenir, kalan gövdesi ise ikiye bölünür ve arasına yine granita konarak sandviç gibi yenir. Ben biraz daha serbest stil yemiş olabilirim. :)


Palermo’da İlk Keşifler: San Giovanni degli Eremiti & Quattro Canti

Sicilya mutfağına bu ufak girişten sonra şehir merkezinde biraz yürüyüş yaparken karşımıza San Giovanni degli Eremiti çıktı. Burası da Palermo’da mutlaka görülmesi gereken yapıların başında geliyor. Kendine has kırmızı kubbeleriyle şehrin en karakteristik mekanlarından biri. 12. yüzyılda inşa edilen bu kiliseyi asıl popüler yapan kırmızı renkli kubbeleri 1800’lü yıllarda restore edilirken verilmiş. Arap ve Norman mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Bahçesi de narenciye ağaçlarıyla tam bir Akdeniz havası veriyor insana.

Palermo san giovanni degli eremiti

Kilisede ufak bir mola verdikten sonra yürüyüşe devam edip kalacağımız yere geldik. Genelde hep Burak ile ikimiz gezeriz ve gezerken de çok uyumluyuz. Bu kez seyahatimizde yanımızda iki de misafirimiz vardı: annem ve babam. Babamın hayatta en sevdiği film, birçok erkek gibi, The Godfather (Baba). Filmde kökü Sicilya’ya uzanan Carleone ailesinin hikayesi anlatılır. Hatta bazı sahneler de bu adada çekilmiş. Bu yüzden de babamın çok ilgisini çekti ve onlar da bize eşlik etmek istediler. Biz de Palermo merkezde çok uygun fiyata dört kişilik bir ev kiraladık. O kadar merkezi olması da pek iyi değilmiş çünkü akşamları çok gürültü oldu ama ulaşım açısından çok kolay oldu. Palermo şehrinin ucuzluğuyla karşılaşmamız ilk otel ile olmuştu.


Eşyalarımızı otele bıraktıktan sonra kendimizi şehri keşfetmek adına sokağa attık. Otelden çıktıktan sonraki ilk durağımız şehrin kalbi sayılan Quattro Canti oldu. Palermo'nun tarihi merkezinde yer alan bu ünlü meydan şehrin en yoğun iki caddesinin, Corso Vittorio Emanuele ve Via Maqueda, kesişim noktası. Anlam olarak dört köşe demek ve tarihi şehri de aslında 4 ana parçaya bölüyor. Her bir köşede 3 katlı heykeller var. Bu heykellerde en üst kat Palermo'nun dört azizini, alt kat dört mevsimi ve orta kat da İspanyol hükümdarlarını temsil ediyor. Ayrıca meydan günün farklı saatlerinde güneşin bu dört köşeden birini aydınlatacağı şekilde tasarlanmış. Böyle olunca sabah erken saatlerde veya gün batımında gelmek daha etkileyici fotoğraflar çekmenizi sağlayabilir. Şehri gezmek için bundan daha iyi bir başlangıç noktası düşünemiyorum.

Quattro Canti

Palermo’nun Tarihi Merkezi: Via Maqueda, Palermo Katedrali & Palazzo dei Normanni

Quattro Canti’de birleşen şehrin en eski ve en canlı caddesi Via Maqueda. Bu caddeyi baştan sona mutlaka yürümenizi tavsiye ederim. Birçok tarihi eser ve yeni yapılar bu cadde üzerinde yer alıyor. Böylelikle şehrin hem tarihi hem de modern bölümlerini görebilme imkanınız olacaktır. Yine bu cadde üzerinde birçok mağaza, restoran ve kafeyi bulabilirsiniz. Burası hem yerel halkın hem de turistlerin buluşma noktası konumunda.


Tarihi yapı ziyaretimize başlangıç noktamız da Palermo şehrinin en popüler aynı zamanda da mimari olarak en karmaşık yapılarından biri olan Palermo Katedrali. Corso Vittorio Emanuele üzerinde yer alan, Arap, Norman, Gotik ve Barok mimarinin birleştiği ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir yapı. Burası estetik tarzıyla beni çok etkiledi. Aynı zamanda şehrin en güzel fotoğraf noktalarından da biri. Özellikle gün batımında yapının turuncu rengi de ortaya çıkıyor.


Katedral sonrası durağımız ise Palazzo dei Normanni oldu. Burası da yine Sicilya’nın çok kültürlü yapısını yansıtan yerlerden biri konumunda. İlk olarak Arap döneminde kale olarak inşa edilen bu yapı daha sonra Normanlar tarafından kraliyet sarayına dönüştürülmüş. Şu an Avrupa'nın en eski kraliyet saraylarından biri olarak biliniyor. Giriş ücreti biraz yüksek olduğu için biz içine girmedik. Fakat Palatin Şapeli mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde yer alıyor.


Gezimiz sırasında birçok kez olduğu gibi saray sonrası da tekrar Quattro Canti’ye gelip sıradaki durağımız olan Piazza Pretoria’ya geçtik. Aslında burası için yapılan şehrin kalbi benzetmesine hak verdim. Nasıl ki kan da vücutta dolaştıkta sonra kalbe gelip tekrar pompalanıyorsa biz de sürekli bu meydana gelip başka yerlere doğru yola çıktık. :)

Palermo Gezi Rehberi: Sicilya’da 3 günlük kaçamak için Palermo tarihi merkezi ve şehir manzarası

Palermo’nun Meydanları, Teatro Massimo & Şehir Atmosferi

Piazza Pretoria, Palermo’nun en etkileyici meydanlarından biri ve özellikle ortasındaki Fontana Pretoria ile ünlü. 16. yüzyılda yapılan bu devasa çeşme; mermer heykelleri, mitolojik figürleri ve ayrıntılı süslemeleriyle İtalyan Rönesans sanatının önemli örneklerinden biri kabul ediliyor. Bu meydanın halk ardandaki adı ise “Utanç Meydanı”. Bunun nedeni ise çeşmedeki heykellerin çıplak olması. Bu meydanda yine birçok barok yapıyı ve belediye binasını bulabilirsiniz. Biz gittiğimizde restorasyondaydı ama çıplaklar çeşmesini görebildik.

Palermo Teatro Massimo

Buraya hemen komşu meydan ise Piazza Bellini, Palermo’nun tarih boyunca farklı medeniyetlerden nasıl etkilendiğini en iyi gösteren meydanlardan biri. Burası diğer meydanlara göre daha sakin ve huzurlu bir atmosfere sahip. Özellikle tarihi yapıları incelemeyi sevenler için Palermo’nun en özel noktalarından biri kabul ediliyor. Burada Norman, Arap ve Bizans etkilerini aynı anda görmek mümkün. Küçük kafelerde oturup çevredeki barok ve Norman mimarisini izlemek oldukça keyifli. Ayrıca akşamları da oldukça yoğun bir yer. Palermo’da en sevdiğim şeylerden biri de insanlar belli bir saatten sonra evlerine çekilmiyor. Bar, kafe ve restoranlarda vakit geçiriyor. Siz de akşam dışarı çıkmak isterseniz burasının atmosferi ayrı bir güzel. Meydandaki ünlü yapılar ise Church of San Cataldo ve Santa Maria dell’Ammiraglio.


Bir sonraki durağımız da babamın şehirde en çok görmek istediği yer oldu. Daha önce babamın bu seyahati The Godfather (Baba) film serisinden dolayı istediğini yazmıştım. İzleyenlerin çok iyi bildiği üzere serinin üçüncü filminin final sahnesi Palermo şehrinde yer alan ve İtalya’nın en büyük opera binası olarak bilinen Teatro Massimo’da geçiyor. Avrupa’nın en eski opera binalarından biri olan bu muazzam yapıda fırsat bulursanız bir oyun izlemenizi tavsiye ederim.


Tabii ki Palermo şehri bahsettiğim bu tarihi ve kültürel yapılardan çok fazlası. Şehrin ruhu kelimenin tam anlamıyla sokakta atıyor. İster modern bölgeler olsun ister tarihi bölgeler olsun insanlar bir şekilde saat fark etmeksizin sokaktalar. Akdeniz ikliminin o canlılığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Biz şehirde modern anlamda en çok marina tarafında vakit geçirmekten zevk aldık. Deniz kıyısına konmuş sandalyeler ya da çimlere atılmış birkaç minder ile çok güzel ortam oluşturulmuştu. Eski şehirde ise akşamları Via Maqueda ya da Piazza Bellini tarafındaki mekanlara oturmak çok güzeldi. Gündüz ise işler biraz daha hareketlendi. Şehirde hayat sokakta demiştim, bu Palermo mutfağı için de geçerli. Palermo denince akla birbirinden leziz sokak lezzetleri geliyor.

Palermo piazza bellini

Palermo’da Sokak Lezzetleri: Mercato Ballarò & Mercato Vucciria

Palermo’da sokak lezzetlerini denemek için en uygun lokasyon Mercato Ballarò ve Mercato Vucciria. Hem atmosferi hem de lezzetleriyle mutlaka gidilmesi gereken yerlerden. Oldukça kalabalık ve gürültülü bir yer fakat bizim gibi Eminönü ve Mahmutpaşa deneyimi olanların kendini evinde hissedeceğine eminim :) Burada birbirinden lezzetli ve çeşitli yerel yiyecekleri denemeniz mümkün. Sizin için Palermo’da denemeni gerekenlerin bir listesini de yazının sonuna ekledim.


Palermo’dan Kaçış: Cefalù Sahil Kasabası & Sicilya’nın Deniz Keyfi

Palermo’ya gelmişken bir de Akdeniz’in tuzundan faydalanmak gerekir öyle değil mi? Bunun için de size oldukça güzel seçenekler sunan bir ada Sicilya. Palermo şehrine yakın en güzel plaj yaklaşık 20-30 dakikalık mesafede olan Mondello Beach. Turkuaz sularıyla her gün yerli ve yabancı birçok misafiri ağırlıyor. Bizim vaktimiz kısıtlı olduğu için bir plaj hakkımızı farklı bir yerde denemek istedik. Palermo’dan trenle 50 dakikada ulaştığımız Sicilya adasının en popüler sahil kasabalarından olan Cefalu’ya gittik.

Palermo Sahil

Cefalù, Palermo’ya kıyasla kaos ve hareketin yerini yavaşlık ve dinginliğe bıraktığı daha romantik bir sahil kasabası. Özellikle Orta Çağ atmosferini büyük ölçüde koruyabilmiş olması en etkileyici yanlarında biri. Dar taş sokakları, Norman döneminden kalma tarihi yapıları ve denizle iç içe olması nedeniyle ayrı bir cazibe noktası. Kendisi başlı başına bir tarihi yapı olan kasabanın görülmesi gereken en ünlü yerleri ise Cefalù Katedrali, Lavatio Mediavale (Orta Çağ Çamaşırhanesi), denize açılan bir kapı görünümündeki Porta Pescara ve kasabanın arkasındaki tepenin zirvesinde yer alan Diana Tapınağı. Bu tapınağın Antik Yunanlılardan kalma olduğu söyleniyor.


Cefalù’nun en güzel yanlarından biri şehirle denizin iç içe olması. Sabah erken saatlerde sakin plajda yürümek ya da gün batımında sahilde oturmak kasabanın huzurlu atmosferini daha da hissettiriyor.

Burada deniz ürünleri ön planda:

  • Taze kalamar ve karides makarnaları

  • Izgara kılıç balığı

  • Sardalya yemekleri

  • Limonlu deniz mahsulleri risottola


Palermo’da Ne Yenir? Sicilya’nın Meşhur Sokak Lezzetleri

Gelelim, yazımın başından beri bahsettiğim o meşhur Palermo sokak lezzetlerine :)

Palermo’da Ne Yenir? Sicilya’nın Meşhur Sokak Lezzetleri

  • Arancina: İçinde ragù, peynir veya fıstık bulunan kızarmış pirinç topları.

  • Panelle e crocche: Nohut unu kızartması ve patates kroketten oluşan sandviç.

  • Cannoli: Ricotta kremasıyla doldurulmuş çıtır hamur tatlısı.

  • Stigghiola: Kuzu bağırsağının ızgarada pişirilmesiyle yapılan bir yemek.

  • Pani ca meusa: Dana dalağı ve akciğerinden yapılan sandviç.

  • Fritto Misto: Kızarmış deniz ürünleri; daha çok sardalya, karides ve kalamar içeriyor.(İstediğiniz her ürün 5 Euro) Hem aşırı taze hem de fiyatları oldukça uygun.

  • Parmigiana di melanzane: Patlıcan dilimlerinin kızartılıp domates sos ve parmesan ile servis ediliyor.

  • Cornetto al pistacchio: Fıstık kremalı kruvasan (Yanında güzel bir kahveyle nasıl lezzetli oluyor anlatamam.)

  • Brioche&Granite: Genelde birlikte yenen ikili. Brioche tatlı, yumuşak bir hamur işi. Granite ise Scilya’da yapılan sorbelere verilen isim. Özellikle fıstıklı olan çok meşhur. (Biz bu ikiliyi Burak ile çok sevsek de annemle babamın damak tadına pek hitap etmedi.)


Palermo Seyahati Hakkında Son Yorumlarım

Palermo benim çok sevdiğim hatta yaşamak istediğim bir şehir oldu. Yazın da kalabalıklığı saymazsak çok keyifli olacağına inanıyorum. Tekrar görüşene dek hoşça kal Palermo.


Daha fazlası için instagram hesabım olan @Gezmedeyinceben ‘i takip etmeyi de unutmayın.


Yorumlar


bottom of page