Hamburg’dan Köln’e: 6 Günde 4 Şehirlik Almanya Rotası İlk Durak Hamburg
- Geziselmeseleler

- 17 Şub
- 4 dakikada okunur
6 Günde 4 Şehirlik Almanya Rotası: En son çıktığım Almanya gezimde kendime göre biraz farklı bir akış denedim. Normalde kısa sürede birçok şehir gezmekten hoşlanmam ama bu rota, planladığım gün sayısına tam olarak yetti. Hamburg’da başlayan, Bremen’de yavaşlayan ve Köln’de tamamlanan; arada Düsseldorf’a kısa ama çok keyifli bir kaçamak yaptığım 6 günlük bir yolculuktu. Bu yazı serimi okuduğunuzda, bu şehirlerde mutlaka görmeniz gereken yerleri ve konaklama açısından en rahat edebileceğiniz noktaları öğrenmiş; aynı zamanda benimle birlikte şehirleri hissetmiş olacaksınız.

6 Günde 4 Şehirlik Almanya Rotası: 1. Gün | Hamburg – Havalimanı, Varış ve İlk Yürüyüş
Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan yaklaşık 3–3,5 saatlik bir uçuşun ardından Hamburg Havalimanı’na ulaştık. Almanya’da ulaşım konusunda içinizin rahat olmasını sağlayacak küçük ama önemli bir detay var: Bilet kiosklarının neredeyse tamamında Türkçe dil desteği bulunuyor. Bu sayede ilk kez gelmiş olsanız bile ulaşımda zorlanmıyorsunuz.

Otelinizin bulunduğu en yakın durağı kiosk ekranına yazdığınızda sistem otomatik olarak bilet ücretini hesaplıyor ve sizi S-Bahn ya da U-Bahn yönlendirmesiyle doğru perona yönlendiriyor. Hamburg özelinde hazırladığım ayrıntılı ulaşım rehberini aşağıya bırakıyorum.
🎯Hamburg Havalimanı – Şehir Merkezi Ulaşım Karusel İnstagram Gönderisi:https://www.instagram.com/p/DUIRtvXiHip/
Konaklama konusu tamamen beklenti meselesi ama ben seyahat ederken fazla para ödemeden, ulaşım ağına ve merkeze yakın; temiz ve güvenli otelleri tercih ediyorum. Avrupa’da bu yüzden ilk baktığım zincir genelde Premier Inn oluyor. Bu seyahatte de tercihim değişmedi.
🏘Otel Linki:https://www.booking.com/Share-JDppx0
Otele yerleşip kendimizi sokağa attığımız ilk anlarda Hamburg’un bir liman kenti olduğunu her detayda hissettiğimi söylemeliyim. Düzenli yollar, etkileyici binalar ve geniş caddelerle gözünüz gerçekten doyuyor
1. Gün Yürüyüş Rotam
İlk gün tempo düşük, şehirle tanışmaya yönelik bir yürüyüş yaptım:
Küllerinden doğan Hamburg Belediye Binası (şehrin tam kalbi)
Tüm büyük markaların bulunduğu alışveriş caddeleri
Yeni şehir bölgesinde, Venedik esintili Alster Arcade
Tarihi Eski Postane Binası
Hamburg’un en eski kilisesi olan St. Peter Kilisesi
UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Chilehaus (özellikle gidilmesi gereken ayrı bir nokta değil, yolunuzun üstünde görüyorsunuz)
Gün batımı için seçtiğim St. Nikolai Kilisesi
Hamburg’da ilk günüm hem şehri tanımak hem de yol yorgunluğunu atmak için tam kararında geçti.
🎥 1. günün tamamını anlattığım Reels’i de buraya bırakıyorum:
İnstagram Reels: https://www.instagram.com/reel/DUYm6s_iP-t/

2. Gün | Hamburg – Müzeler, Köprüler ve Gün Batımı
2.gün planım oldukça yoğundu: iki müze, bol yürüyüş ve bir gün batımı noktası. Bu yüzden sabah fazla oyalanmadan otelden çıktık.
İlk durağımız, Hamburg’u Google’da arattığınızda karşınıza çıkan o meşhur manzara noktasıydı. İşin komik tarafı, bu noktayı bulmak düşündüğümden daha uzun sürdü. O yüzden ben bu yazının sonunda paylaştığım haritada tam konumu özellikle pinledim; benim yaşadığım arayışı yaşamayın diye. Buradan hemen Chocoversum’a geçtik. Çikolatanın çekirdekten raflara uzanan yolculuğunu, bol ikramlı ve oldukça keyifli bir anlatımla öğreniyorsunuz. Hem yetişkinler hem çocuklar için çok tatlı bir deneyim. Bu deneyimi ayrıntılı anlattığım Reels’i ve indirim kodunu aşağıya bırakıyorum; gitmeyi düşünenler mutlaka göz atsın.
🔗 Chocoversum Reels & İndirim Kodu:https://www.instagram.com/reel/DTzcQERiE6Q/

Hamburg’un, Venedik’ten bile daha fazla köprüye sahip olduğunu söylemiştim. Gün boyunca yürüyüş rotanızda sürekli köprülerle karşılaşacaksınız, buna hazır olun. Özellikle:
Brooksbrücke
Poggenmühlen-Brückeen çok dikkatimi çekenler arasındaydı.
📍Yol üstünde uğradığımız duraklardan biri de St. Catherine Church oldu. 13. yüzyıla uzanan geçmişiyle Hamburg’un en eski Luteryen kiliselerinden biri. Büyük Hamburg Yangını ve II. Dünya Savaşı’nda ağır hasar almış olsa da yapılan restorasyonlarla tekrar eski ihtişamına kavuşmuş. Gotik mimarisi, yüksek kulesi ve Johann Sebastian Bach’ın geçmişte çaldığı orguyla oldukça etkileyici bir yapı.
Deichstraße
St. Michael’s Church
Portugiesenviertel
Elbe Tüneli
Alter Elbtunnel (Südeingang)
Viewpoint Steinwerder
Hamburger Kunsthalle

Miniatur Wunderland
Hepsi ilgi alanınıza göre elenebilir ama size mutlaka gitmenizi önereceğim bir yer
Burası sadece bir maket müzesi değil. Bir günün akışı, doğa olayları ve belki de gerçek hayatta asla şahit olamayacağınız anlar burada interaktif bir sahne gibi canlanıyor. Pompei volkan patlaması, depremler, stadyum konserleri… Hepsi tek bir tuşla başlayan dev bir tiyatro gibi.
Kesin tavsiyem: ya sabah çok erken saatlerde ya da akşam son seanslara bilet alın. Kalabalık olursa müzenin keyfi ciddi anlamda kaçıyor. Biz uzun süre etkisinden çıkamadık ve bu deneyimi çok yakında ayrıntılı bir Reels olarak paylaşacağım. Kaçırmamak için Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın
🔗 Instagram:https://www.instagram.com/geziselmeseleler/
Gün batımı için rotamda özellikle yer verdiğim bir diğer nokta ise Elbphilharmonie oldu. Hamburg’un en ikonik yapılarından biri olan bu bina; konser salonlarına, bir otele ve restorana ev sahipliği yapıyor. Modern mimarisiyle liman silüetine bambaşka bir hava katıyor.

Tam burada küçük ama çok işe yarayan bir tüyo bırakmak istiyorum. Gitmeden önce araştırdığınızda Elbphilharmonie’nin terasına çıkışın ücretli olduğunu görebilirsiniz. Aslında bu, alanın aşırı kalabalık olmaması için alınmış bir önlem. Binanın girişindeki alandan, o an için ücretsiz teras çıkış biletlerini alarak yukarı çıkabiliyorsunuz. Çok yoğun zamanlarda ücretli bilet sahiplerine öncelik tanındığını duydum ama oradaki güvenlik görevlisinin söylediğine göre bugüne kadar hiçbir zaman bu kadar kalabalık olmamış. Gün batımı saatinde bile oldukça rahattı. Manzara, ışık ve şehir hissi bir araya gelince Hamburg’daki en keyifli anlarımdan biri burası oldu.
🎥 2. günü anlattığım Reels’i de buraya bırakıyorum: İnstagram Reels Linki
📍Pinlediğim harita linkini de şöyle, bu linkte yeme-içme önerileri de bulacaksınız.
Hamburg, benim için sadece görülecek yerlerden ibaret olmayan; yürüdükçe içine çeken, yavaş yavaş açılan bir şehir oldu. Hatta yer yer İskandinavya’daymışım hissi bile verdi. Bir gün mutlaka tekrar gelmek isteyeceğim şehirlerden biri olduğu kesin.
İki günün sonunda, bir sonraki durak için güzel bir uyku çekiyoruz. Sırada tempoyu biraz düşüreceğimiz Bremen var






Yorumlar